Sağlık Hukuku

Hasta haklarını, hastane ve doktor ilişkilerini düzenleyen sağlık hukuku, en önemli hukuk dallarından biridir. Hasta hakları kavramı, hastaların doğru bilgilendirilme hakkı, kişisel haklarının korunması ve insanca sağlık hizmeti alma hakkını içerir.

Antalya Avukatı Ceren Topcu İncetaban ve Antalya hukuk bürosu, hasta hakları ve hekim hakları konularında ülke genelinde yerel ve uluslararası müvekkillere hukuki hizmetler sunmakta ve sağlık hukuku konusunda uzman avukatlarla dava süreçlerini titizlikle yürütmektedir.

Sağlık hukuku hakkında anlaşılır bir tavsiye için profesyonellerimizle iletişime geçmekten çekinmeyin.

Malpraktis Davası Nedir?

Tıbbi malpraktis, doktor veya sağlık kuruluşunun bilgisizlik, deneyimsizlik veya ilgisizliği nedeniyle yanlış teşhis, yanlış tedavi veya eksik bakım hizmeti sonucunda hastaya zarar vermesidir.

Malpraktis, hastalığın teşhisi (anamnez alma, muayene yapma vb.), tedavi (ilaç verme, cerrahi müdahale, enjeksiyon vb.) ve hasta bakımı sırasında tıbbi standartlara aykırı tüm uygulamalardan kaynaklanır.

Tıbbi malpraktis kavramı, Türk Tabipler Birliği (TTB) Tıbbi Deontoloji Tüzüğü’nün 13. maddesinde şu şekilde tanımlanmıştır:

“Bilgisizlik, deneyimsizlik veya ilgisizlik nedeniyle hastaya zarar verme, kötü tıbbi uygulama anlamına gelir.”

Antalya’da malpraktis davalarınız için hukuki desteğe ihtiyacınız varsa, İngilizce konuşan avukatlarımız size yardımcı olabilir.

Malpraktis Davası Koşulları Nelerdir?

Tıbbi müdahale belirli bir risk taşır ve bu nedenle hastanın rızası gereklidir. Örneğin, bir hasta ameliyatı kabul etmiyorsa, doktor kendi başına ameliyat kararı veremez. Ancak hastanın rızası olsa bile, doktorun hastaya yapacağı her türlü uygulama, tıbbi bilimde genel olarak kabul edilen mesleki kurallara uygun ve özenli olmalıdır. Tıbbi standartlara aykırı her türlü müdahale malpraktis olarak kabul edilir.

Tıbbi malpraktis (hekim hatası) kavramı, Yargıtay ve Danıştay kararlarında şu şekilde açıklanmıştır:

Tıbbi bilim ve deneyim standartlarına göre, uygun olmayan ve bu nedenle olay için uygun görünmeyen her türlü hekim müdahalesi malpraktis olarak anlaşılır. Başka bir deyişle, bilgi ve beceri eksikliği, teşhis ve tedavi sırasında hastaya uygun tedavi ve standart uygulamaların yapılmaması tıbbi hata olarak tanımlanır. Bu noktada, malpraktis sonucu ortaya çıkan sorumluluk “kusura dayalı genel sorumluluk”tur. Doktorun hukuki sorumluluğu açısından ölçü; deneyimli bir uzman doktorun standardıdır.

Doktor, kişisel deneyimi, bireysel yetenekleri, mesleki bilgi, eğitim kalitesi ve derecesine göre olayların normal gelişimine bağlı olarak hastanın sağlığındaki zararı öngörme konumunda olmalıdır. Bu durumda, bir özen yükümlülüğümüz vardır. Doktorun özen yükümlülüğünün ihlali üç alanda yoğunlaşır: ilki hastanın tedavisinde, yani teşhis, endikasyon, tıbbi önlemin seçimi, bu önlemin uygulanması, tedavi veya ameliyat sonrası bakım. İkincisi, hastanın bilgilendirilmesi ve anamnez alınmasıdır.

Üçüncü olarak, klinik organizasyon alanında (personelin niteliği, yeterli sayıda personelin bulunması, doktorların birbirleriyle işbirliği yapması (konsültasyon). Bu üç alandaki hatayı sırasıyla uygulama hatası (tedavi hatası), aydınlatma hatası ve organizasyon hatası olarak değerlendirmek mümkündür. Bu üç hata “Tıbbi Uygulama Hatası” (Malpraktis) olarak adlandırılır.

Doktorun hastaya müdahalesi, tıbbi bilim ve deneyim standartlarına göre dikkatli ve somut duruma uygun olarak yapılmalıdır. Doktor-hasta ilişkisinde, tazminat davasına konu olan tıbbi standardın ihlali şu şekillerde meydana gelir:

  • Teşhis aşamasında ✧ Doktorun hastayı eksik muayene etmesi, hastanın hastalık geçmişi veya anamnez bilgisinin eksik olması, gerekli muayenelerin yapılmaması gibi hatalar tıbbi malpraktis olarak kabul edilir.
  • Tedavi aşamasında (endikasyon eksikliği, yanlış tedavi yöntemi seçimi), ✧ Yargıtay kararlarına göre, hastalığın gerektirdiği tıbbi müdahalenin hiç yapılmaması, ameliyat sırasında hastanın vücudunda yabancı bir madde unutulması, yanlış tedavi yönteminin seçilmesi veya yanlış ilacın verilmesi, yanlış yere yanlış enjeksiyon yapılması, hastaya veya müdahale edilecek uzva karışılması, orantısız müdahale yapılması, hijyen kurallarına dikkat edilmemesi veya hatalı ameliyat tarzının benimsenmesi gibi durumlar tıbbi malpraktis örnekleri olarak kabul edilir.
  • Organizasyon yükümlülüğü (klinik organizasyon, personelin yeterli ve nitelikli olup olmadığı, konsültasyon). ✧ Yargıtay kararlarına göre, hastanın sağlık durumu, hastalığın türü ve şiddeti kapsamında gerekli olan önlemler doğrultusunda dikkatsizlik malpraktis olarak kabul edilir. Bu önlemleri almak için gerekli nitelikli personelin bulunması ve hastalığın tedavisi için gerekli olduğunda doktorların işbirliğinin (konsültasyon) sağlık kurumu tarafından organize edilmesi gerekmektedir.

Organizasyon yükümlülüğünün yerine getirilmemesi, sağlık kurumu açısından doktorun teşhis veya tedavi hatalarına ek olarak sorumluluk doğurur.

Teşhis, tedavi veya organizasyon aşamalarında yapılan hatalar nedeniyle zarar gören hastanın, malpraktis nedeniyle tazminat talep etme hakkı olduğunda şüphe yoktur. Malpraktis (doktor hatası) nedeniyle tazminat sorumluluğu gerektiren iki özel durumu da belirtmek gerekmektedir. Bu durumlar:

  • Konsültasyon: Konsültasyonun yapılmaması veya zorunlu olduğu halde konsültasyona uyulmaması da tıbbi malpraktis nedeniyle tazminat sorumluluğu doğurur. Konsültasyon, hastanın teşhis, tedavi ve takibinden sorumlu doktorun, gerekli gördüğünde diğer uzmanlık alanlarıyla görüş alışverişinde bulunması veya işbirliği yapmasıdır.

Doktorun, konsültasyon yapılması gereken bir noktada ilgili uzman doktora danışmadan hareket etmesi veya konsültasyon sonucu verilen bilgilerin gereğini yerine getirmeden tıbbi uygulama yapması durumunda, malpraktis durumunda doktor tazminat sorumluluğu altındadır.

  • Stabilizasyon: Stabilizasyon, hastanın bir denge veya dengeye ulaşması anlamına gelir. Stabilizasyon, hastanın acil servise gelmesine neden olan tıbbi durumun belirli bir ölçüde ortadan kaldırılması, vücut dengesinin sağlanması, hastalığın ilerlemesinin durdurulması, vücut fonksiyonlarının stabilize edilmesi, daha ileri müdahale gerektiren durumlarda müdahale yapılıncaya kadar hastaya tıbbi destek sağlanması ve yeni komplikasyonların ortaya çıkmasının önlenmesi anlamına gelir.

Hasta stabilizasyon sağlanmadan transfer edilir veya taburcu edilirse, olumsuz sonuçlar tıbbi malpraktis (doktor hatası) nedeniyle tazminat sorumluluğunu gerektirir.

Antalya’da malpraktis davanızı doğru yolda ilerletmek ve hak kaybını önlemek için avukatımızla iletişime geçin. ALFA Hukuk ve Danışmanlık olarak sağlık hukuku alanında uzmanlaşmış avukatımız ile anlaşılır hukuki hizmetler sunmaktayız.

Komplikasyon Nedir? Komplikasyon Durumunda Tazminat Sorumluluğu Var mıdır?

Doktor sadece malpraktisten sorumludur. Doktor, “tıbbi standart” kavramına uygun olarak normal riskler ve sapmalar çerçevesinde gereken özeni gösterse bile, gelişen komplikasyonlar hastaya zarar verirse, hasta bu komplikasyonlar hakkında bilgilendirilmiş ve onayı alınmışsa, doktor veya hastane bu zarardan sorumlu tutulamaz. Komplikasyonlar, tıbbi standartlara uygun davranıldığı halde istenmeyen ve kaçınılmaz sonuçlardır.

Yargıtay, komplikasyon kavramını, öngörülemeyen, kaçınılmaz sonuçlar olarak tanımlar. Ancak, bilgi ve beceri eksikliğinden kaynaklanmayan durumlar komplikasyon olarak kabul edilir. Eğer hasta bu tür istenmeyen sonuçlar ve komplikasyonlar hakkında bilgilendirilmiş ve rıza göstermişse, tıbbi müdahale yasaldır.

Bu noktada, tıbbi standartlardan sapmamak ve mesleki deneyim kurallarına uymak gereklidir. Komplikasyon sonrası uygulanan teşhis ve tedavi de tıbbi kurallara uygun olmalıdır. Komplikasyon sonrası yönetim süreci, hizmet kusurunun tespiti açısından da önemlidir.

Sağlık hukuku, malpraktis davaları ve komplikasyonlar hakkında kapsamlı hukuki danışmanlık için Antalya’daki avukatımıza güvenebilirsiniz.

Malpraktis Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davalarında Hangi Mahkeme Görevlidir?

Tıbbi malpraktis davalarında görevli mahkeme “tüketici mahkemesi”dir. Serbest çalışan doktorlara karşı açılan maddi ve manevi tazminat davaları da tüketici mahkemesinde görülür. Şirket, adi ortaklık veya gerçek kişiler tarafından işletilen özel hastanelere karşı açılan davalar da tüketici mahkemesinde görülür.

Kamu hastaneleri veya sağlık kurumlarına karşı açılan maddi ve manevi tazminat davalarında ise görevli mahkeme “idari mahkeme”dir. Kamu hastaneleri devlet hastanesi, araştırma hastanesi, ruh ve sinir hastalıkları hastanesi gibi kurumlardır.

Ayrıca, doktorun sigorta şirketine karşı açılan davalarda “asliye ticaret mahkemesi” görevlidir (Türk Ticaret Kanunu md. 4/1-a). Ticaret mahkemesi, sigorta şirketine karşı açılan tazminat davalarında görevlidir.

Malpraktis nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında genel yetkili mahkeme şu şekildedir:

  • Davalı gerçek veya tüzel kişinin ikametgahının bulunduğu yer mahkemesi.

Örneğin, özel veya kamu hastanesinin bulunduğu yer veya özel muayenehanesi olan doktorun ikametgahı yetkili mahkemedir. Birden fazla davalı varsa, davalılardan birinin ikametgahının bulunduğu yerde dava açılabilir.

Davacı, malpraktis nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasını özel yetkili mahkemelerde de açabilir:

  • Sözleşmenin İfa Yeri – Tüketici Mahkemesi: Tüketici mahkemelerinde açılan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yerde de açılabilir.
  • Davacının İkametgahı – Tüketici Mahkemesi: Tüketici davaları, tüketicinin ikametgahında da açılabilir.

Yanlış fiil nedeniyle açılan malpraktis tazminat davaları, genel yetkili mahkemelerde veya şu mahkemelerde de açılabilir:

  • Haksız fiilin işlendiği yer mahkemesi.
  • Zararın meydana geldiği yer mahkemesi.
  • Zarar görenin ikametgahının bulunduğu yer mahkemesi.

ALFA Hukuk ve Danışmanlık olarak, Antalya’daki avukatlarımızla doktor hatası nedeniyle açacağınız tazminat davalarında doğru mahkemede dava açmanız ve dava sürecinde destek sağlamaktayız.

Malpraktis Davalarında Zamanaşımı Süresi Nedir?

Kamu hastanelerine (devlet hastanesi, üniversite hastanesi, araştırma hastanesi veya aile sağlığı merkezi gibi) karşı hizmet kusuruna dayalı olarak idari mahkemede malpraktis nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası açmadan önce, zararın ve doktor hatasının öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her durumda başvuru tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye yazılı tazminat başvurusu yapılmalıdır.

İdarenin tazminat talebini kısmen veya tamamen reddetmesi durumunda, işlemin bildirimini takip eden 60 gün içinde tam yargı davası açılmalıdır.

İdare, 30 gün içinde talebe yanıt vermezse, bu süre sonunda talep reddedilmiş sayılır. Talebin reddedilmesini takip eden 60 gün içinde doktor hatası nedeniyle tam yargı davası açılabilir.

Özel hastane veya doktorlara karşı haksız fiile dayalı malpraktis davalarında, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her durumda fiilin işlenmesinden itibaren on yıl içinde zamanaşımı süresi dolar. Ancak, tazminat gerektiren eylem ceza kanunlarında daha uzun bir zamanaşımı süresi gerektiriyorsa, ceza davalarındaki zamanaşımı süresi uygulanır.

Vekalet sözleşmesine dayalı olarak özel hastaneler veya doktorlara karşı tüketici mahkemelerinde açılacak tazminat davalarında zamanaşımı süresi beş yıldır. Hizmet sözleşmesine dayalı malpraktis davalarında da bu süre beş yıldır.

Doktorun tıbbi uygulamada ciddi bir kusuru varsa, prosedürün niteliğine bakılmaksızın zamanaşımı süresi yirmi yıldır. Hastanın gerekli izin veya onayı alınmadan yapılan tıbbi müdahale nedeniyle açılan malpraktis davalarında zamanaşımı süresi on yıldır.

Antalya’daki sağlık hukuku uzmanı avukatımız, malpraktis davanızın zamanaşımına uğrayıp uğramadığını belirlemenize yardımcı olur ve davanızı zamanında açmanızı sağlar.

Malpraktis Durumunda Doktorun Ceza Hukuku Sorumluluğu

Tıbbi malpraktis bir suç ise, doktor ceza hukuku kapsamında sorumlu olacaktır. Suç, kasıtlı veya ihmal sonucu işlenen hukuka aykırı bir eylemdir.

Tıbbi malpraktis, mağdura karşı dikkatsiz veya kasıtlı bir eylemle işlendiğinde suç teşkil eder. Eğer yaralanma, tazminat sorumluluğu olan doktorun suç teşkil eden eylemi sonucu gerçekleşmişse, ihmal sonucu yaralanma suçu ve ölüm gerçekleşmişse ihmal sonucu ölüme neden olma suçu söz konusu olur.

Kime Karşı Malpraktis Tazminat Davası Açılabilir?

Kamu hastanelerinde malpraktis nedeniyle tazminat davaları doğrudan ilgili kamu kurumuna karşı açılabilir. Memur olan bir doktora doğrudan dava açılamaz, ancak kurumun doktora rücu hakkı saklıdır.

Özel hastanelerde hatalı tıbbi uygulamalar nedeniyle tazminat talebi, hatalı teşhis veya tedavi yapan doktora, hastane işletmecisine ve doktorun hatasını sigortalayan sigorta şirketine karşı açılabilir.

Doktor hatası nedeniyle açılan tazminat davaları oldukça karmaşık ve zordur. Hak kaybını önlemek ve süreci en dikkatli şekilde yönetmek için uzman bir avukattan destek almak gereklidir. Antalya’daki avukatlarımız, doğru seçimler yaparak hak ettiğiniz tazminatı almanızda size yardımcı olmaktadır.

Bize Ulaşin

HER TÜRLÜ DANIŞMANLIK VE AVUKATLIK HİZMETİ İÇİN BURADAYIZ!